X
Menu
Tolga Kıray

Orta doğuda gözümüzü açtığımız andan itibaren hayatı kendine ve başkalarına zorlaştırmaya ant içmiş gibi davranan insanların arasında buluverirsiniz kendinizi. Kendimizle ve doğayla ilişkimiz hep sıkıntılı ve gergin gibi. Ağız tadıyla yaşamayı, sevmeyi, mutlu olmayı, eğlenmeyi adeta kendimize suç gören ortak bir bilinçaltının elinde savruluyor gibiyiz. Tüm bu durumlar Avrupa insanına, kültürüne, yaşam biçimine, doğayla, kendiyle, hemcinsi ve karşı cinsle ilişkilerini temellendirme biçimlerine merakımı yıllarca kamçıladı. Hep duyduk, hep okuduk; bu adamlar yaşamlarını bilim ve felsefe üzerine kurmuşlardı. Eğer öyleyse bunun izlerini sürmek büyük keyif olacaktı. Avrupa’yı sadece turistik ikonları (Eyfel, Pisa Kulesi vs.), vitrinleri sayılan gotik orta çağ mimarisine sahip kent merkezleriyle de değil, köyleri, kırları, keçi ağıllarına da kadar görüp kendi kültürümle kıyaslamak en büyük arzum oldu. Interbus sayesinde otobüslerle karış karış gezdiğimiz kıtada bu hayalime fazlasıyla kavuştum. Ağız tadıyla yaşanabilir bir dünya hayalinin kodlarını şehirlerinde, beden dillerinde, kendi varoluşlarına odaklanan bireyselliklerinde gözlemledim. Interbus’la gezmek büyük bir müzeyi gezmek gibiydi. Söylenecek çok şey var ama aslında bu yazının konusu değil. Ortadoğu kodlarıyla çalışan aklım yüzünden Van Gogh müzesini ıskaladım. Önünde en az 500 kişiden oluşan devasa bir kuyruk vardı. Bizde olsa ya kavga çıkar, ya tıkanır, o gün o müzeye giremezsin. Kuyruğa girmedim bile. Duydum ki ortalama 40 dk. içinde sıra geliyormuş. Oturmuş bir şehir ve birlikte yaşama kültürü. Bu tecrübeden sonra Louvre Müzesi’ni ıskalamadım tabi. 1000 kişilik kuyrukta 45 dk. sonra içerideydim. Şehir merkezlerinde araç trafiğinin olmayışı, binaların estetiği, mimarisi ülkem adına bol bol hayıflanmama neden oldu. İnsanlar başkalarını gözlemek ve dedikodu etmek için değil kendileri için dışardalar. Bu atmosferde kaybolmak müthiş keyifliydi. Bana dünya vatandaşlığı deneyimi yaşama fırsatı tanıyan başta çılgın projesiyle Caner Durukan’a, yardımsever, esprili ekibine, binlerce km. yol kat etmelerine rağmen nezaketlerini bir an olsun yitirmeyen şoförlere çok teşekkür etmek istiyorum. Sizlerle olmak muhteşem. Yolunuz açık olsun. Dilerim yolumuz yine bir gün kesişir.

 

TÜM KATILIMCI YORUMLARI

Share