X
Menu

Şunları yazasım geldi bir ex – interbusçı olarak akşam akşam : ) önce ağzım açık kalarak bakındığım heybetli mimariden, canımm ülkeeem diyerek dönüş almaktır interbus. Şehirlerden de öte arkadaşlıklar edinmek, yorgunluğa teslim olmayan insan ötesi bir güçle dolaşıp varisleri şişirmek, insan anatomisinin işlevselliğini, otobüs koltuğunun ergonomisi ile maximum powera çıkarmaktır. Prag’da gece 3 te evsizlerle karşılaşınca 2 bayan başımıza tırsıp , yerlerde yatan insanların bizim korktuğumuzu anlayınca çekilip, bize yol açmasını tecrübe etmektir. Eiffel tepesi için sigaraya yeniden başlamak, aşk çeşmesine para atamadan gelip marcinal yolda ilerlemektir 🙂 Paris’te kaçak metro deneyiminde halk tarafından tespit edilip şikayet edilmek, tüm kariyeri Türkiye’de bırakıp, Paris metrosunda çapul çapul topuklamaktır. Muhtemel hayatının erkeki tarafından İtalya’da yolu kesilip, olduu iyi günler bizde birazdan yola çıkcaz deyip, ule bari facebookumu verseydim bee diyebilmektir. Turko? diyen her satıcıya How do you know I m Turkish diyaloğunda da görüldüğü gibi aşırı ingilizce pratiğinde bulunmak, eşkal eşkal Turko kokmaktır. Budapeşte’de, Roma’da, Paris’te beklentinin çok çok ötesinde konaklayıp uyursam uyanamam kaygısıyla gece nöbet beklemek, cırcır böceklerine Roma’dayım yaa eheh demek, gene de otobüs gibisi yok benimsemesine finally ulaşmaktır. Free shoplarda, free free dolaşıp, geziye gocuman bi çeyizle gelmekten mütevellit, alışverişi minumuma indirmek zorunda kalmak, 13 tane ülke dolanıp, hamburger, inegöl köfte, lahmacun, döner yeyip sonradan pişman olmaktır. 1o bin km den Belçika çikolatası getirip, eritmemek için yeni doğmuş bebek muamelesi göstermek, çikolatayı vitrine koyup ilk tozunu daha dün almaktır.. Nöbetçi magnetçi bulunca altın bulmuş kadar sevinmek, bazen alıp başını tek başına şehri dolaşmak isterken, illede roman olsun diye ekip arkadaşlarından ayrılmamak, tişört renklerini hafızaya almak, sometimesleri küsmek, bi resmimi çeksen? deyip zeytin dalı uzatmak, bi daha gitsem elimle koymuş gibi bulurum diyecek kadar camera – eye olup, hayat vizyonunuzu bir üst tura çıkarmaktır. 3oo euroyla bahşiş bile bırakacak paranız olur. tüm gezi boyunca musluklardan su doldurdum hala jilet gibiyim 🙂 simplicity is the best policy diyerekten rahat kıyafetler, az karmaşalar, midenizi bastıracak basit kumanyalar ile hayatınızın gezisine çıkabilirsiniz diyor, kültür keşfi de yapmanızı, zira döndüğünüzde yauu Fransa’da.. diye başlayan cümlelerinizin olması da hani fena olmuyor diliyorum 🙂 hediyelik eşyalarla çevrenizi memnun edeceğinize doya daya kendinize yatırım yapmanızı, pazarlığı mutlaka denemenizi, Viyana’da dondurma yemenizi, Amsterdam’a özel ilgi göstermenizi 🙂 belirli bir bölgeye odaklanmaktansa, hızla daha çok yer keşfetmenizi tavsiye ediyor, Caner Durukan ile ‘ol iz vel’ diyor, gezi arkadaşlarıma ve interbus ekibine teşekkürlerimi sunuyor ve sloganımı patlatıyorum : at, avrat, breyvhart tataaaam bi de : AVSAT 🙂

 

TÜM KATILIMCI YORUMLARI

Share
Şanlıurfa Web Tasarım