logo

Masallar Şehri Prag

Prag, benim için; tam bir müze, sanat ve galeri şehri. Arnavut kaldırımları ve dar sokakları ile genelde yağmurlu, efsunlu bir kent burası ve söylentilere göre Adolf Hitler’in hayran kalıp bombalatmadığı iki şehirden biriymiş burası zamanında. Prag’’da pek çok Avrupa şehrinde de olduğu gibi esrar kullanımı hat safhada ve bu yüzden gezinizde, illegal yollardan satış yapan pek çok zenciye rastlayacaksınız. Bu gibi satıcılar genelde parklarda ve sokak aralarında size satış yapmaya çalışıyor, size yaklaşmadan önce hangi ülkenin vatandaşı olduğunuzu anlamak için küçük bir test yapıyorlar: Hi, my friend, how are you? Eğer bu tuzak soruya gülümseyerek yanıt vermişseniz iyi haliniz yok demektir, eğer beni duyuyorsanız hemen kaçın derim hey!

Prag, Çek Cumhuriyeti‘nin başkenti ve bu ülkenin en büyük şehri olmakla birlikte Çekçe “Praha” olarak bilinir. Buranın geçmişte Çekostovakya’nın başkenti olduğunu bilmeyeniniz yoktur herhalde. Çünkü Prag, aslında bizim çocukluğumuzu süsleyen bir hikâye şehridir. Hatta bu kent geniş bir kitle tarafından dünyanın en güzel şehirlerinden biri olarak gösterilir. Örneğin Prag; ‘Altın Şehir’, ‘Doksanların Sol Bankası’, ‘Masal Şehri’, ‘Şehirlerin Anası’ ve ‘Avrupa’nın Kalbi’ gibi isimlerle de anılır.

Prag‘da keyifli bir gezinti için kesinlikle bir harita edinmelisiniz. Her ülkede bir haritaya ihtiyacınız olacak elbette ama burada muhakkak alın dememin sebebi; bizdeki semt mantığının Praglılarda olmaması. Burada semt mantığı yerine, şehir bölmelere ayrılmış durumda.  Örneğin; en merkezi yer Prag-1 ile başlayıp Prag-20’’ye kadar devam eder. O yüzden burada gezmek, diğer ülke şehirlerine nispeten çok daha kolay oluyor. Mesela, kaldığınız otelin adresinde Praha-1 gibi bir ifade varsa bilin ki, merkezi bir yerdesiniz (Eski şehrin oluğu bölge). Hatta Praha- 4’ü de içeren bu bölgeye kadar, hala yürüyerek gezebileceğiniz yerler var demektir.

Prag; Eski Prag (eski şehir) ve Yeni Prag (yeni şehir) olarak bilinir. Eski şehir de, birinci bölgede olduğu için, genelde görecek olduğunuz bölgeler Prag-1 ve çevresinde olacaktır. Konaklama için merkeze yakın yerleri tercih edebileceğiniz gibi, tramvayı 24 saat çalışan hatların üzerinden de bir nokta seçebilirsiniz. Avrupa ve Balkanlar tamamen demir ağlarla örülmüş durumda. Bu ağ örgü içinde; tramvay, tren, metro gibi raylı sistemlerin tamamını bulabilirsiniz.

Prag’’daki ilk ziyaretimiz Eski Şehir Meydanı’ndaki Astronomik Saat Kulesi‘ne oldu. Burası, daha önce Prag‘’a gitmiş birisi için size anlatacağı ilk yerlerin başında gelir. Çünkü bu kule, daha önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, her Avrupa şehrindekine benzer şekilde, dar sokaklardan çıkılan bir meydana denk gelir. Eğer raylı sistemleri kullanarak buraya gelecekseniz, Prag‘’ın tam merkezinde bulunan Mustek Metro Durağında indikten sonra, yazının başında bahsettiğim zencilerin kol gezdiği, renkli  Mustek Meydanından 3-4 dakikalık yürüyüş mesafesinde olduğunu bilmenizde fayda var.

Buraya doğru gelirken elinize bir sürü broşür ve reklam afişleri sıkıştırabilirler. Mesela beni broşür delisi yaptılar diyebilirim. (Ben tam o esnada kendimi İstiklal Caddesi’nde hissettim yemin ederim) Yolda yürürken elime bir kırmızı reklam broşürü tutuşturdular, broşür öyle güzel ki, resmen ‘aç beni’ diyordu. Kıpkırmızı kapağı olan bu broşürü açtım ve içinde; “Sex Müzesi‘ne Hoş Geldiniz” yazıyordu. Tabi bir anda, broşürle yüzümün rengi yan yana koyulsa ayırt edilemeyecek derecede aynılaşmıştır, biliyorum. Hayır, utandım yani… ha demek ki neymiş? Her uzatılan şeyi almayın, her ‘aç beni’ diyeni açmayın ve her kırmızıya aldanmayın! Zaten küçüklüğümüzden beri başımıza ne geldiyse, bi bu üç harflilerden, bir de kırmızı renkli şeylerden geldi, öyle değil mi?

Her neyse ben size biraz bu Astronomik Saat Kulesi’’nden bahsedeyim. Bakalım bu kulenin adı neden Astronomik olarak kalmış. Efendim, zamanın yanı sıra, dünya ve güneşin konumlarını gösteren 15.yy. civarında yapılmış olan bu saat kulesi bir gözlem evi gibi de kullanılmış aslında, bu yüzden buraya bu isim verilmiş. Burada, her saat başı bir sürü çan çalar ve çalan çanlar sonrasında açılan minik pencereden, azizleri temsil ettiği söylenen kuklalar dans ederek yürür ve sonrasında gözden kaybolur. Bu anı kaydetmek için bekleyen bir yığın turist kalabalığı göreceksiniz. Siz de bu olayı izledikten sonra, saat başı olan bu olayın çok mucizevî bir şey olmadığını göreceksiniz. Ama tabii oraya kadar gittim iki kuklayı görmeden geldim demeyin, ayıp olmasın izleyin öyle dönün!

Biz de her turist gibi kuklaları fotoğrafladıktan sonra, meydana doğru yürüdük. Hemen banklara oturdum. Interbus‘a gelirken sırt çantama attığım birkaç konservenin olduğu poşete elimi attım, o gün şansıma patlıcan kızartması varmış meğersem ne bileyim. Açtım bir güzel kızartmamı koydum Prag‘’ın ortasına ve karnımı doyurdum önce. Sonra mı? Sonra, çantamı sırtlanıp Charles Bridge ve Vltava Nehri’’ne doğru yola koyuldum. Yolda Bodrum Dönercisinden, Adana Dürümcüsüne kadar Türk mutfağından pek çok dükkâna rastlamış olmam aslında beni şaşırtmadı. Çünkü az evvel girdiğim hediyelik eşyacıda adam nereli olduğumu sorduktan sonra, karşılıklı olarak Trabzonspor’un oyuncu kadrosunu saymaya başladık. 2010-2011’’deki şampiyon olduğumuz dönemin kadrosunu saymış olsa da adam, olsun bir Prag‘’lı için bunu çok görmemek lazım, gurur bile duydum. Orada da biri bana Trabzon’umu anlattı ya o bana yeter….
Vltava Nehri üzerinde bir sürü köprü olduğunu biliyorum ama belki de bunlardan en önemlisi Charles Bridge. Çünkü bana göre bu köprü gerçekten çok emektar. Bir kentin iki yakasını bir yana getirmekle kalmayıp bir çok savaş, direniş ve doğal afet görmüş ama tüm bunlara rağmen hala tarihe meydan okuyor. Bu köprüde bulunan sağlı sollu heykeller karşıdaki manzarayla bütünleşince, ortaya akıl almaz bir manzara çıkıyor… Charles Köprüsü, araç trafiğine kapalı olduğu için rahat rahat gezip, etraftaki müzisyenleri dinleyip, sevdiklerinize ve ailenize hediyelik eşya alabileceğiniz bir yer. Köprünün girişindeki kuleye çıkarak bu eşsiz güzellikteki sanat mimarisinin ve Masal Şehri Prag‘ın keyfini çıkarabilirsiniz. Charles Bridge‘de yolunuz sonlanınca bu kez sizi bekleyen bir başka tarih köşesi; Prag Kalesi olacaktır. Az kalsın unutuyordum! Köprü biter bitmez dünyaca ünlü Franz Kafka Müzesi’‘ni görüp, burayı fotoğraflamadan dönmeyin isterim ha bilesiniz.

Şimdi bulunduğumuz bu noktadan şehrin içine doğru nüfuz edelim ve aheste aheste, nehir yönünde elimizdeki haritanın ışığında ilerlemeye devam edelim. Ara sokakları tercih ederek yapacağımız gezintiler, bize Prag‘ın ‘maket şehir’ olduğu hissini daha fazla yaşatacaktır. O yüzden ara sokakları asla ihmal etmemenizi öneririm.

Yolumuz birazdan Prag Kalesi‘ne çıkacak… Kale’ye doğru giderken Vltava Nehri ile Eski Şehir Meydanı arasında kalan Yahudi Bölgesini göreceksiniz. Buraları ziyaret etmenizde fayda var zira eski hali ile Avrupa’da korunan en eski sinagogları burada bulunmaktadır. Sinagoglar dışında; Prag evleri, İbranice saat kuleleri ve bir Yahudi Mezarlığının bulunduğu çok özel bir bölgedir burası. Ayrıca bölgede bir de Yahudi Müzesi bulunmaktadır. Yahudi Müzesi için alacağınız bilet, bölgedeki tüm sinagoglara ve tarihi mekânlara girişinizi bedavaya getirecektir. Bu arada bir hediyelik eşya dükkânındayım şuanda, Prag evlerini temsilen tasarlanmış çok güzel biblo evler var burada ama fiyatları 20Euro ile 50Euro arasında değişiyor. Yani 50TL’den başlayan fiyatlar aslında biraz pahalı ama evler çok şirin. Alsam mı almasam mı diye konuşurken mağazanın bir çalışanıyla sohbete başladım. Şansa bakar mısınız, o da benim gibi mimarlık öğrencisi çıktı. Sonra ona Türkiye’’yi bilip bilmediğini sordum. Bana Ankaragücü deyince şaşkınlığımı gizleyemedim. Trabzonspor’u sordum ve sadece Burak Yılmaz diyebildi. (o da zorla) Baktım ki, buralarda Burak hala bizde görünüyor, e bozmadım çocuğu öyle bilsin, belki bir gün Burak geri döner, boşuna gel git olmasın şimdi çocukta dedim. Bu arada o evi 10Euro ödeyerek aldım, merak edenler için….

Dar sokaklardan ve yokuşlardan geçerek ulaştığım Prag Kalesi‘nin girişinde (eğer şanslıysanız rastlarsınız) askerlerin nöbet devir teslim törenini göreceksiniz. Her saat başı olduğunu duyduğum (ancak emin değilim) bu töreni izleyen büyük bir turist kalabalığına rastlayabilirsiniz.  Askerler o kadar nizami bir şekilde devir teslimi yapıyor ki, inanın Prag’’ı görmek kadar ilginç ve şaşırtıcı bir andır o an, umarım siz de benim kadar şanslısınızdır bu minik anekdot adına…

Kalenin içine girdikten sonra, sizi bir mimari şölen bekliyor. Gotik tasarımlı bir katedral olan St. Vitus’’un sizi büyülemesine izin vermelisiniz. Bu katedral, halen yapıldığı tarihteki heybetini ve gizemini koruyor. Katedralin etrafındaki küçük kiliseler, buraya ‘Şirinler Köyü’ gibi şirin bir yer olma özelliği veriyor. Bu arada bu minik kiliselerin akustiği hakikaten büyüleyiciydi, bunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Kaleden çıkarken Franz Kafka’nın bir dönem yaşadığı evi (No.22) mutlaka görün. Evin bulunduğu sokak tam anlamı ile bir maket sokak havasında. Giriş ücretli ancak akşam 4’ten sonra giriş ücreti alınmıyor. Yalnız 4’ten sonra tüm dükkânlar da kapanacağı için, buranın pek bir önemi kalmıyor aslında ama yine de tercih sizin. Burada tüm dükkânlar ve mağazalar erken saatlerde kapanıyor, hatta hafta sonları çalışmıyorlar bile. Bu coğrafyanın insanında biraz tembellik var desek kimse bize kızmaz herhalde….
Dönüşte Charles Köprüsü‘nün üzerinden de görebileceğiniz dev metronomun yakınına gidin ve ağzınızın açık kalmasına aldırış etmeden, bu muazzam manzarayı doyasıya izleyin. Vltava Nehri üzerindeki bir çok köprüyü, şehrin önemli binalarını ve ismini bir türlü de öğrenemediğim o dönme dolabı muhakkak fotoğraflayın. (Profesyonel Bir Fotoğraf Makinesi ile En Az 70-300 bir Lense İhtiyacınız Olabilir)

Prag’’a kısa süreliğine de gelseniz, gezebildiğiniz kadar müze gezin ve o maketten sokakları bol bol fotoğraflayın. Prag’da geleneksel Sanat Müzeleri dışında, İşkence Müzesi, Komünizm Müzesi gibi kolay gezilebilecek enteresan müzeler de var. Bunları gezmek de keyifli ve bilgilendirici olabiliyor.

Interbus seyahatim sırasında gidilen şehirlerdeki anılarımı, izlenimlerimi ve yorumlarımı okumak için diğer yazılarıma da göz atabilirsiniz.

Ayrıca Prag Şehir Rehberi ve Prag’da Gezilecek Yerler linklerine tıklayarak bu şehir hakkında daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Rotamızdaki başka bir şehirden sizlere seslenene dek sağlıkla kalın, hoşça kalın!

 

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir