logo

Çimen Akkuzu – Interbus Sonrası Yorumu

14441150_181404032298852_1599737156027189023_n

18 ülke ve en az 23 şehir neden Interbus ? Çünkü herkes genç ve enerjik, extra tur ücreti vs yok ve fiyatı uygun, bir turda 18 ülkenin gezilecek neredeyse her yerini görüyorsun, ekip seni yarı yolda bırakmıyor. Tuvalet için her zaman durabiliyor ve ucuz marketlere götüren tecrübeli bi ekip, otobüse birçok yiyecek atıştırmalık koyabiliyorsunuz, priz var, bizim sıcak su yolda bozulmuş olmasına rağmen sıcak su vardı 😊 İstanbul Kavacık kavşağında bindik ama erkenden geldiğimiz için bayağı yorulduk eşyaları koyacak yerimiz yoktu ordan oraya sürüklenip durduk. Kavacık kavşağından fsm ye giden sadece 1 durak olduğu için interbuscular birikmişti durakta.Yolculuk anı yaklaştıkça heyecandan o yorgunluğu unuttuk😄 20:30 gibi otobüs gelip otobüse yerleştikten sonra cep otogarına gittik whatsapp grubu kurulmuştu. 22:30 da yola çıktık derken bir saat sonra mola verdik. Otobüse yerleşmede kim nereyi istiyorsa oraya oturdu sıkıntı olmadı. O arada eşyaları yerleştirdik koltuk altına üstüne 😜 tekrar yola çıktık. 00:00 da derken 1 de yine mola verip 2 de tekrar yola çıktık. 3.30 da sınır kapısına vardık. Önce Türkiye’deki polisler pasaport kontrolü yaptı. Eşim üniversitede asistan doktor olduğu için yur tdışına çıkışına engel bi durum yoktur yazısı istediler.(ohalden dolayı) Vize başvurusunda verilmesine rağmen sistemde görülmezmiş tekrar yazı istediler. Sabah 8 de mesai açıldığı gibi dekanlıktan izin belgesi ve rektörlükten yurt dışına çıkışına engel durum yoktur belgesini arşivden çıkarıp fax ettirdik böylece sorun çözüldü 😊 Allahtan otobüste priz vardı da şarjımız bitmedi 😄 10 dk sonra Yunan sınırına geldik onu da geçtikten sonra 12 gibi kahvaltı için bi tesise girdik. Herkes yanında getirdiklerini atıştırdı, koordinatörlerin sıcak su dağıtmaları yanımızda getirdiğimiz ekmek, su ve diğer kahvaltılıklar çok iş gördü ve nihayet tekrar yola çıkıp 14:30 gibi otelimize varıp yerleştik. Odalar da önce çiftlere sonra bayanlara en son da erkekler yerleşecek şekilde ayarlandı. Sonraki oteller de rastgele kime ne düşerse oldu 😅😅Böylece başladı yolculuğumuz. Interbus ekibi de katılımcılar da cıvıl cıvıl ve ilgiliydi, Interbus sürpriz üstüne sürpriz yapıyordu 😅😅 Yunanistan Selanik Nüfusu 300000 civarı. Bedava internet var zaten otel ve cafelerde 😊Yol boyu İzmir’e çok benzettik burayı. Ama ağaçlar çok daha düzenli, kim bu kadar bakımlarını yapıyor şaşırdık doğrusu. İnsanlar hiç de filmlerdeki antik Yunan kız ve erkeklerine benzemiyorlar 😂😂Şehrin meydanına gittik .Aristatoles meydanına, güzel parklar vardı, yolun sonu sahile çıkıyor, yol boyu alışveriş mağazaları, lokantalar ve müzik. Sokak araları hoş. Balık restoranına gittik, ahtapot ve çipura yedik. Otel 5 yıldızdı. Sabah kahvaltısı tazeydi güzeldi. Su ve çayları bize göre çok kötü. Atatürk’ün evini de gezdikten sonra yeşili bol Yunanistan’dan 13 gibi çıktık. 14 gibi vardık Makedonya sınırına Makedonya Üsküp Nüfusu 600000 civarı. Saat otomatikmen 1 saat geri alındı. Yeni saate göre 16:15 te Üsküp’e vardık. Şehrin her yerinde Büyük İskender’in, eski kralların, filozofların, sanatçıların heykelleri var. Ayrıca görkemli aslan ve at heykelleri vs. Hayran kaldık doğrusu sanata verilen değere ve heykeltraşlarına. Uzaktaki dağın tepesinde milenyum hacı gösteriyor kendisini selam veriyor hoşgeldiniz der gibi. İskender’in heykeli de heybetiyle duruyor meydanda. Makedonya meydanı yeni şehir ve eski şehrin ortasında. Fışkıran sular, müzik sesi, opera binası, Makedonya müzesi şehrin canlılığını gösteriyor. Eski şehrin çarşısı güzeldi, evleri Safranbolu evlerini andırıyor. Üsküp köftesini yedik sonra kaleye çıktık yeşillik arasından şehrin manzarası burdan da güzel. Yeni şehre doğru giderken Taş Köprü‘den geçiyoruz. Bütün yapılar 1 km ilk alan içinde zaten. Taş köprünün altından yeni şehir ve eski şehri bölen nehir geçiyor .Nehir kenarı boyunca yürüme alanı ve bisiklet sürme yerleri.Şehiriçi otobüsleri iki katlı.Hava güzel insanı yormuyor ne sıcak nemli ne de soğuk .İnce bi serinlik var . Yeni şehirde Euro geçmediğini söyleyip kazıklamaya çalışan çok esnaf ve cafe vs var .Bol bol fotoğraf çekindikten sonra 23 te yola koyuluyoruz.Önce 1 gibi Sırbistan sınırından geçip pasaport kontrollerinden geçtik. Yolda bir ara mola verdik yine wc ücretliydi biz iki üç kişi para almadan gitmiştik sağ olsun cömert ve centilmen arkadaşımız bizim yerimize de ödedi interbuscu demek aile gibi olmak demek başlamıştı 😊. Sonra 8 de kahvaltımızı yaptık yol boyu Sırbistanın toprakları geniş düzlükler ağaçlar azdı ,Heryerde 100 lerce km ye Mısır ekilmiş ,ayçiçekleri de dikkat çekiyor .Çok fazla Mısır vardı.Bu Mısır’lar bütün dünyaya yeter herhalde 😊😊 Sulamalarını Mısır’ların üstünde gezen uzunca Demir sulama araçlarıyla yukardan damlamayla yapıyorlar.Macaristan sınırına varıyoruz 11 de varıyoruz 13 de çıkıyoruz burdan sonrasında tüm Avrupa da pasaport kontrolü yokmuş.Pasaport kontrolünden sonra 15 te otelimize yerleşiyoruz. Macaristan Budapeşte Nüfusu 1700000 civarı .18 de otelden çıkıyoruz .Avrupanın burdan başladığı hissediliyor .İnsanları medeni ve saygılı , trafik çok düzenli ,yollar ve caddeler temiz,evler binalar düzenli ve sağlam görünüyor,yeşili yine alabildiğine var.Burdaki ağaçlar çok büyük ve eski ,sanki köklü bi medeniyetin habercisi çok uzun yıllardır yaşamın habercisi heybetli ağaçlar.Şehri güzel Tuna nehri ikiye bölüyor buda tarafı ve peşte tarafı olarak.Nehir boyu yürüme ve bisiklet alanları.Bisikletlerin kartla çalışmaya başladığı Avrupa ve düzenli bisiklet yolları.Hava çok temiz ,serin bahar havası . Tuna nehri boyunca zincirli köprüden,heybetli parlemento binasından geçip gellert tepesine gidiyoruz.Çok güzel düzenlenmiş yeşil alan ve şehrin manzarası en güzel burdan görülüyor.Güzel heykellerle süslenmiş barış anıtları tüm şehire haykırıyor.Serinledikten sonra Aslanlı köprüden geçip şehrin kalbinin attığı Vaci sokağına gidiyoruz .Güzel cafe barlar lokantalar alışveriş merkezleri ardı sıra gidiyor.Gulaş ı meşhurmuş yedikten sonra sokaklarda kaybolana kadar gezdik Aslanlı köprüde nehir kokusuyla fotoğraf çektik .Parlemento binası selam veriyor hoşgeldiniz der gibi.Ardından gece 23 te Budin kalesine çıktık.Çok güzel devasa bir kale , şehir Budin’in ayakları altında .O kadar sağlam görünüyor ki yıkılmaz sanki .Gotik mimarinin ürünü.Ardından 00:30 da Tuna nehrini ve şehrin ortasını tekneyle geziyoruz içeceklerimizle rehberimizin şehir ve kadim hikayeleri eşliğinde.Güzel gezinin ardından otele geçiyoruz oteli kötü olmasına rağmen hemen uykuya dalıyoruz.😊😊Sabah kahvaltısının ardından 11 de otelden ayrılıp Budapeşte kahramanlar meydanına doğru gidiyoruz.Kadim kralların ,imparatorların atlat üzerindeki şahşahlı heykelleri,yanında devasa şehir müzesi .Eski kahramanlık hikayeleri ,kimler gelmiş kimler gitmiş .Sonrasında 12 de çok sayıda Macar şair ve yazarın çıktığı tarihi bir köye gittik. Her evi hediyelik eşya pazarı yapılmış çok güzel şeyler vardı.13:15 te yola çıktık. Slovakya estergon kalesi Macar köyünün ardından 1 saatlik yoldaki Slovakya estergon kalesine geldik.tuna nehri etrafındaki çok şirin evler ve çok güzel insanlar .Masal diyarı gibi .Slovakya çok güzel havası suyu insanları .Yol boyu ormanın içinden geçtik hiç bu kadar yeşili bir arada görmemiştik .Ortadoğudan sonra buranın dünyanın atar damarlarından biri olduğu söylenebilir.Geldiğimiz Slovak şehri çok tatlı ,insanları huzurlu hayat dolu görünüyor.Çok ucuz bir markete gittik herşey çok uygun Edirne’de su için kazıklanmışız 😊😊😊 Orda bir suyu 3 tl te sattılar burda 1 koli suyu 1.4 euro ya aldık.Herşey çok ucuzdu.Arada Alp ve Onur’un sıcak su servisleri çok iyi gidiyor.Slovakya da Mısır tarlaları ve rüzgar enerjisi de dikkat çekiyor.16:15 gibi Slovakya’dan çıkıp Viyana ya doğru yola çıktık. Avusturya Viyana Nüfusu 1700000 civarı . 17:30 gibi Viyana’ya vardık.Pahalı bir şehirdi.Çok verimli düz topraklar temiz yol ve caddeler yeşil.Araçların hepsi lüx,şehiriçi araçlar bile Mercedes .Binaların hepsi tarihi ,lüx binalar.Her şey çok pahalı.Tuna nehri bu şehirden de geçiyor.İçme suyu çok temiz .İmparatorluk sarayı ,parlemento binası,belediye binası ,Aziz Stephan katedrali ,kiliseler ,Heryerde her binada güzel heybetli heykeller,Osmanlıların ayaklar altında çiğnendiği yenildiği savaş heykelleri ,hikayeler.Herşey çok güzel ,her köşe başında müzisyenler ,sanatçılar çalıyor.Yediğimiz snitzel herhalde yediğimiz en güzel yemeklerden ve dondurma çok güzeldi.O kadar ait hissettik ki hemen sanki yıllardır burda yaşıyoruz çok çabuk adapte olabiliyor insan kente.Keşke Wien üniversite sinde okusaymışız.Havası çok temiz.İnsan ayrılmak istemese de gece 1 de Prag’a doğru yol aldık ve sabah 7 de vardık . Çek Cumhuriyeti Prag Tren istasyonunda kahvaltımızı yaptık .Bütün yapılar eski mimarisi klasik Avrupa .Şehirden nehir geçiyor ve şehri yeni ve eski şehir olarak 2 ye bölüyor, hava sıcak ,insanları güzel,şehir dağınık görünüyor.yol boyu gotik binalar vardı. Astronomik saat meydanına gittik başta topluca, orda saatin çalmasını bekledik saat her saat başı çalıyor iki cam açılıyor camdan Melek’ler falan geçiyor yukarıdan bazı insanlar el sallıyor çok ilginç ve muhteşem bir şey.rivayetlere göre o saat kulesini yapan mimarın gözüne daha sonradan mil çekiliyormuş bir daha öyle bir şey yapamasın diye. Sonra da köprüye doğru yürüdük köprü ayrı bir güzel nehirin üzerine yapılmış heykeller selam duruyor nerdeyse bütün ülkelerden insanlar vardı. Yerliden çok turist vardı neredeyse.Resim yapan sanatçılar müzik çalan Bayanlar hediyelik satan yerler fuar havasına yakın bir şey vardı köprüde. Sanatı her tadıyla her rengiyle yaşamak bu olsa gerek. Köprüden geçtikten sonra kafka müzesine gittik daha sonra da john lennon denen özgürlük duvarına doğru gittik anlatamam o duvarı muhteşem ötesi bir şey. Yine orda da gitar çalan şarkı söyleyenler vardı büyüleyici bir şehir ama bir günde bitecek değil çünkü çok yorucu oluyor öyle buluşma saatimiz ikideydi pert bir şekilde arabalara koşuşturduk kimse ayaklarını hissetmiyordu artık otele dinlenmeye gittik akşam tekrar kaldığımız yerden devam ettik.Şehrin çok savaş gördüğü herhalinden belli.Heryer yanmış işkence müzeleri acıyı haykırıyor.Heryerde heykellerde örümcek ağı çevrili .Şehir gece çok canlı meydanda adım atacak yer yok .Gulaş yedik ekmeğin içinde en güzel yemeklerden biriydi herhalde Gulaş burda yenir 😊 Sıcak tarçınlı külahın içinde çilek ve dondurma yedik değişik bi ismi vardı hatırlayamadım ama güzeldi 😊😊 Gece 23:30 de otele geçip dinlendikten sonra sabah kahvaltısını yapıp 11:30 da Berlin’e doğru yola düştük. Almanya Berlin Nüfüsu 3,5 milyon Saat 15 te dresdene varıp birkaç saat büyük bir alışveriş mağazasında mola verdik.Güneş enerjisi,rüzgar enerjisi, bol bol yeşil ,temiz yollar ve caddeler ,verimli upuzun düz topraklar ,temiz hava bol güneş.Evler Bahçeli ve temiz ,büyük alışveriş merkezleri ,lüx araçlar ,güzel insanlar ,yaşanılası bir yer .Bu kadar ağacın ve düz arazilerin olacağını bilmezdik heryer orman gibi .Özellikle çam ağaçları çok yüksek ve köklü duruyor Alman medeniyeti gibi.Herkes çalışıyor burda .Heryerdeki malzemeler sağlam ve yıkılmaz kırılmaz görünüyor.Almanyayı çok sevdik düzenli ve tertemiz.Saat 18 gibi Berlin e vardık.Berlin duvarında durduk yazılara bakınıp müzik dinledik ve şehirden geçen nehri izledik.Yahudi anıtının önünde durduk ölenlerin anısına selam durduktan sonra şehre açılan kapı Branderbug kapısından savaşçı heykeller arasından geçtik parlemento binasından belediye meclisinden geçtik.Sonra şehrin kalbinin attığı yere gittik.Alexanderplaz meydanına TV kulesini izledik kiliseleri ve müzeleri.Sarışın ve renkli gözlü ırk çok asi ve çılgın.Yapıları çok sağlam ve insanların güvenliğinin ,huzurunun düşünüldüğü heradımda belli.Bütün ana Yol kenarı uzun camlarla kapatılmış hem arabalara rüzgar vurmasın hemde halk araba gürültüsünden rahatsız olmadın diye çok güzel bişey.Dönerimizi yedikten sonra primparktan alışverişimizi yaptık herşey ucuzdu Satürn erken kapanmıştı ama elektronik bakamadık .Gece 1 de artık bu canlı şehre şimdilik elveda demek zorunda kaldık 😊😊Almanyanın bu kadar güzel olduğunu tahmin etmezdik Hollanda Amsterdam Saat 8 de Hollanda’da kahvaltımızı yaptık.Hava açık ve çok güzel.Her şey mükemmel canlılık için.Buraya doğru geldikçe yollar daha temiz ve bakımlı caddeler ,bisiklet ve koşu alanları,rüzgar gülleri vs tek kelimeyle mükemmel yaşamak lazım .Dümdüz yemyeşil verimli topraklar ,Mısır tarlaları ,Heryerde inek çiftlikleri ,evler bahçeli müstakil ve her haliyle huzurlu görünüyor.Volendama geldik,tek kelimeyle bir numara mükemmel bir yer.Hediyelik eşyaları çok güzel,evleri çok çok şirin,villa tarzı güllerle süslenmiş,peynir fabrikası harika hepsinin tadına baktık 😄😄Yeşillik Avrupa’da en çok gördüğümüz şey, Ohh ne güzel yaşanılası bir yer .İnsanlar birbirine saygılı ,kurallara uyuluyor ,şehir düzeni çok güzel herşey mükemmel.İnsanları uzun ,sağlıklı ve güzel .Amsterdam da kanallar şehri.Heryerde bisikletler çok güzel ulaşım bisikletle 1 milyon bisiklet varmış.Su tertemiz ,hava tertemiz,Heryerde gül ve Çiçek kokuları sarıyor insanı .Hayat bu olsa gerek 😊😊 Önce Amsterdam ı gezecez sonra otel çok uzak olduğu için gece otele 23 te gidicez.Amsterdam özgürlükler ,peynir ,ayakkabı,yel değirmeni,bisiklet ,kanal kenti.Dünyanın en kaliteli esrarı burdaymış ve yasal .Kek veya mantarın içinde satılıyormuş veya sigara içilebiliyor.Şansımıza müzeler meydanında konser ve festival vardı .Herkes ailesiyle festivaldeydi Van gouh müzesinin önünde .Madame Tusscout müzesi balmumu heykellerle ,red Light ,dam meydanıyla ,külahta patatesle,çiçek meydanıyla ,kanal ve bisikletleriyle ,peynirleriyle masalsı diyar Amsterdam kesinlikle görülmesi gereken bir yer hatta hollanda yaşanılması gereken yerlerden ilk 3 e girer.Otel gittiğimiz en güzel oteldi.Güzel kahvaltının ardından 11:30 da Brüksel’e doğru yola çıktık. Belçika Brüksel Saat 14 :30 gibi vardık.Yolları yine temiz ,yeşili bol,evler sağlam ve düzenli ama şehiriçi daha resmi ,yeşili daha az.Şehirden nehir geçiyor.Yolda bol bol böğürtlen ve çilek de vardı .İnsanları çok kibar ,biraz tedirgin görünüyorlar.İşeyen çocuk heykeli ,şehir meydanı capcanlı.Hava güzel ve açık ,dilenciler çok burda ,her Avrupa kenti gibi sokak sanatçıları müzik şahane ,Şehiriçi de Mercedes,Dünyanın en kaliteli ve bol çeşit biraları burda.Adım başı bira ,waffle ,saatçi ve çikolata .Çikolatası harikaydı tadını anlatamam bir an öldüm de cennete mi geldim allahım yok böyle bir mutluluk. Şekerleri ayrı bir tat zaten çikolatası apayrı zaten waffle la bir şey demeyeyim artık. Çikolata seven herkes çikolata harikalar dünyasına gelsin lütfen önemle duyurulur😊✌️.Bisikletler burda da gösteriyor kendini.Tarihi binaları altın süsleme ve bira müzesi enteresandı.Sonrasında atomıum a gittik ve Brüksel’e haksızlık yaptığımızı gördük yeşili bol ve bütün Avrupa gibi metro ağı çok gelişmiş. Güzeldi ama Brüksel içimizde kaldı çünkü brugge a gidemiyormuşuz maalesef.19:30 da turumuzu tamamlayıp Paris’e doğru yol aldık.Yol boyu heybetli köklü büyük ağaçlar bizi selamlıyor tatlı köyler gülümsüyor .Yol boyu Heryerde olduğu gibi burda da yine ağaçlar caddeyse gelmesin rüzgar arabaları vurmasın ve insanlar gürültüden rahatsız olmasın diye çevrilmiş. Fransa Paris Bütün Avrupa güzel temiz havasıyla ,yeşiliyle ,tarım alanlarıyla,yüksek ağaçları ve düzenli parklarıyla,şehirlerinin arasından geçen nehirleriyle,temiz suyuyla,tatlı evler ve şahşahlı yapılar ve heykelleriyle,güzel ,neşeli ,uzun ve kibar insanlarıyla,hertürlü zenginlikleri ve farklılıklara saygısıyla her ülke Avrupa ülkeleri gibi olmalı.Paris te bunlardan farklı değil .Gece 12 de yine ibis otelde dinlendik ve güzel kahvaltımızı yaptık.Yol üzerinde göründüğü kadarıyla ağaçlık alan daha az olmakla birlikte kalan alanlar tarıma ayrılmış.Sabah 11:30 da çıktık.Bir sürü müze ve gelişmiş metro ağı,çok köklü ve zengin bir şehir olduğu her halinden belli.Dünyanın en büyük müzesi lauvre müzesi dehşet .Trafik yoğunluğu burda var.Hava açık ve güzel temiz serin hava.Eyfel kulesinden herşey şehir ayaklarının altında.Hele gece ışıklandırma da açılınca tam aşıklar kenti.Şehrin içinden geçen ren nehri çılgınca dalgalanıyor ve yeşil alanlarıyla kente ayrı hava katıyor.Şanzelize meydanı Zafer takından başlayıp uzayıp gidiyor.Yol boyu restoranlar alışveriş mağazaları.Eyfelde tango yapanlar mı desek 😄En çok dikkat çeken güzel kokular.Parfümün ve makyajın başkenti.Her mağazada direk girip makyaj yapıp sürünecek çok güzel parfümler var.Ve şarap Fransız şarabı insanı kendinden alıp götürüyor.Hiçbiryerde görmediğimiz kadar siyahi ve Hintli yi burda görüyoruz neredeyse gözümüze çarpanlar Fransız’lardan daha fazla .Heryerdeler ve çok ucuza anahtarlık magnet şarap vs satıyorlar.5 tane 10 tane 1 Euro pazarlığınıza bağlı 😊😊 Disneylanda gidemedik çünkü Ankara’da daha büyüğü açılıyormuş onu bekleyecez artık 😊 ve Paris’te Heryerde asker polisler vardı belliki güvenlik problemi var.gece 23:30 da yine yollara düşüyoruz andoraya doğru.Ama Paris’e doyamadan gidiyoruz bir daha gelmek ümidiyle… Alp’ler Andorra Dağlara doğru ,benim meskenim dağlardır dağlar ı hatırlatıyor .Avrupanın en yüksek dağlık bölgesinde ağaçların arasında alışveriş cenneti.Her isteyen vizesiz ve pasaportsuz girebiliyormuş.Hatta isteyen direk mağaza açıp vatandaşlık bile alabiliyormuş.Çok sayıda bisikletçi varmış burda profesyonel binicililer hep bu yokuşlarda sürüyordu.Herşey çok ucuz vergi yok .Vergi olmaması özellikle elektronikte ve içecekte çok avantajlı.ıphone 6s i 580 Euro’ya aldık.Hava çok güzel burda.Evler hep taş evler çok otantik görünüyor .Saat 12 den 4 e kadar gezmek yetti.Tüm ülkenin nüfusu 60000 ve bi ana caddesi 2-3 büyük alışveriş merkezi var sadece.Dolaştıktan ve alışverişimizi yaptıktan sonra bu şirin ülkeye veda edip İspanya ya doğru yola koyulduk 19:00 da ibis hotelimize yerleştik. İspanya Barselona 11 de çıktık yine otelden.Yol biraz yokuşlu ve trafik var burda,buğday tarımı görünüyor,yol ve cadde temiz,hava sıcak ve biraz nemli.Yeşil alan şehir içinde diğer Avrupa’ya göre daha az ama yine yollar kaldırımlar temiz ve bakımlı.Evler ve binalar eski görünüyor.Tepeler yeşile doymuş.Gecekondulaşma var .İnsanları sıcak ,canayakın ,güleryüzlü ve sevimli.Bisikletliler burda da dikkat çekiyor.Sagra da familya ya gittik bitmeyen kiliseymiş.Yapan kişi yapıtına bakarken tren çarpıp ölmüş bitmiyor 😊😊 Ama hakkını vermek lazım yok öyle birşey dünyada şahane .Sonra camp nou ye gidiyoruz Barselona stadı.Futbolun kalbinin attığı yerlerden biri.Ardından bi tepeye çıktık (bonjik ?)😅 bütün şehir görünüyor ve tepede uluslararası müze manzara şahane.Sonrasında la rampa caddesine gittik kristof colomp bizi selamlıyor ve ardından Barselona plajı.katalonya meydanı şehrin kalbi yol boyu restoranlar vs.La rampa caddesi şahane.Şehir pazarı cadde üzerinde gördüğüm en güzel çarşı.Her çeşit meyve ve meyve suları peynir et zeytin hertürlü Deniz mahsülü ,vs Ohh çok güzeldi.Yalnız tüm Avrupa da hırsızlığın en çok olduğu şehirmiş korkarak yürüdük çünkü Fransa’da fotoğraf çekinirken suyumuzu yere bıraktık onu bile çaldılar 😂😂😂 Ardından gaudi nin evi park guielle gittik manzara çok güzeldi.Paella ve tarampa? yedik Deniz ürünleri karışık bişey meşhurmuş buranın.Pek beğenmedik.Akşam halk plajı ve sahil kenarında serinledik.Siyahiler burda da adım başı tezgah açmış herşeyi ucuza satıyor çanta ve magnetimizi de aldıktan sonra gece 12 de tekrar yola koyulduk. Fransa nice cannes ve monte carlo (Monako) Yolboyu yemyeşil dağlar ,geniş yollar,yeşillerin içinde şirin evler Avrupa çok güzel.Hava güzel ,insanlar iyi ve güzel ,su çok ,teknoloji sonuna kadar kullanılıyor vs vs daha ne olsun 😊😊.Saat 11 de vardık .Cannes dan hemen sonra nice geliyor yapışık şehirler 😊 yeşile doymuş ,evler eski ve dağınık dağlarda genelde ve hava sıcak ve nemli.Cannes da mayıs ayında film festivaliyle tanınıyor bir sahil kasabası ünlüler zenginlerin evi de varmış burda.Sadece denize girmek için buraya geldik.Gece hayatı da meşhurmuş.Bir sürü lüx araba var burda.Diyarbakır restorandını gördük burda şaşırdık 😊😊 Denizi kumsalı güzeldi yüzdükten sonra nice de gittik orda da yüzdük kendimize geldik ☺️☺️ 3 saat cannes da 3 saat de nice da yüzdükten ve caddelerini dolaştıktan yeşiline doyduktan sonra monte carlo ya gittik.Zeytin ağaçları dikkat çekici. Monako dağların arasında denize bakan küçük bir prenslik.Çok lüks araçları ve yatları burda görüyoruz.Deniz kenarı şahane .Monte karlo casino kumarın merkezi ve Monako kara para aklama yeri 😊😊 Bu zenginlerin içinde de 3 saat derin bir of çektikten kaleye çıkıp yukardan manzaraya baktıktan ,doyduktan sonra 22:30 da Pompei ye doğru yola çıkıyoruz. İtalya Roma Pompei Yol boyu tepeler dağlar ve düz alanlar.Diğer Avrupa ülkelerine göre ağaç az olsa da yeşil bol kalan alanlar tarım alanlarına ayrılmış.Özellikle üzüm bağları ve zeytin ağaçları dikkat çekici yine dikine uzatılmış bağlar.Evler eski ama Bahçeli şirin müstakil evler.Yollar temiz ve düzenli.Ağaçlar çok düzenli ekilmiş verimli roma toprakları işte 😊😊.Ama gerçekten çok güzel verimli topraklar.Pompei ye giderken napoli den geçiyoruz.Sahil kenarı bütün evlerinde bağ ve bahçeler yeşili mükemmel ama gecekondulaşma çok var burda.Yine de kaldırımlar ve caddeleri temiz bol bol yeşil Ohh.Bu kadar ağacın ,bağın ,bahçenin temiz temiz bakımını Nasıl yapıyorlar merak ettik doğrusu.Pompei de çok birşey yoktu işin doğrusu.Eski bir yerleşim merkezi ve birkaç heykel .Sözde taşlaşmış insanları sembolize ediyor.Bazı magnetçiler de vardı ,Carrfour un önünde park etmiştik alışverişimizi de yaptık yine özellikle su ve meyve olmak üzere herşey çok ucuzdu.Suyun koli si 1.3 euro muz ,şeftali ,1 euro vs 3 saat burda durduktan sonra 15 te roma ya doğru konaklamak için yola çıktık.Saat 19 da kamp alanımıza gittik.Otel değildi son 2 gün kaldığımız ahşap küçük tuvalet ve banyo dışarda ve kahvaltı yoktu ama yeşil boldu 😅😅 İtalya Roma ve Vatikan Hava çok çok sıcaktı.Her yer tarih ve kan kokuyordu.12 de kamp alanımızdan çıktıktan sonra ilk durağımız kolesium du.Ve etrafındaki bir sürü tarihi devasa yapı .Büyük bir medeniyetin kalıntıları.Parlemento binaları çok görkemli.Aşk Çeşmesine herkes dilek tutup para atıyor.Venedik meydanı canlı ,İspanyol merdivenleri tadilattaydı.Gezilecek heryer yürüme mesafesinde birbirine yakın zaten.Pizza de minerva meydanında güzel pizzacilar ve panteon vardı.Basilika.Yeşil şehiriçinde azdı diğer Avrupa ülkelerine göre.Ama tarih kokuyordu heryer.Önce makarnamızı yedik ama onların tam pişmemiş oluyor.Sonrasında tiramisu yedik çok çok güzeldi.Özellikle Pompei diye bir tiramisucuda de klasik olan tavsiyedir.😜😉Tiramisu da makarna da 4 euroydu.Sonra Tiber nehri boyunca yürüdük çok güzel ağaçlık bir yürüme alanıydı.Sant angelo kalesini geçtikten sonra Vatikan’a vardık .Bu kale Papa nın kaçış yeriymiş birbirlerine tünellerle bağlıymış.Vatikan küçücük bir yer basilikası da.Ama içi harika eserlerle dolu.İnsan gözlerini alamıyor çok harika.Şansımıza Papa nın ayini vardı onu biraz dinledik ve bol bol fotoğraf çekindik.Kiliselerdeki müzik ve mumlar insana huzur veriyordu.Ardından pizza mızı yedik .İncecik hamurlu ve çok çok güzeldi Yediğimiz en güzel pizzaydı.Ama garson çok umursamaz ve kabaydı.Yol üzerinde yürüdük yine Heryerde sanatçılar ,resim ,müzik vs ve siyahlar yine birşeyler satıyor ve yine diğer Avrupa ülkeleri gibi mağazalar erken kapanıyor.Dondurma yedik söyleyemeden geçemedik çünkü dondurması çok güzeldi be her çeşidi vardı.Ardından geri colesyum ve Zafer takı na geri dönüp interbusla gece 23:30 da kapm alanımıza döndük . İtalya Pisa ve Floransa Saat 12 de kamp tan çıktık.Son 3 gün otobüste olacağımız stresiyle Pisa ya doğru yola koyulduk 😊😊😊 Yine yol boyu her yerde ağaçlar bu kadar yeşillik yaww niye bizde yok da tüm Avrupa da bar .Utandım Türkiye den ,Ortadoğu dan,Mezopotamya dan yaww.Üzüm bağları her yerde ve dikine çok güzel bakımları yapılıyor.Özellikle floransa da hep üzüm bağı.Şarabı da ondan meşhur floransa nın.Avrupa lılar çok çalışkan ve akıllı ,ekilmedik ,dikilmedik boş arazi bırakmamışlar sonuna kadar değerlendirmişler.Mısır,zeytin ,ayçiçeği,buğday,üzüm ,meyve ağaçları,böğürtlen ,boş ağaçlar ve hayvanlar için boş otlar vs her şey var tüm Avrupa da.Bizim topraklar kupkuru çorak dağlar ve araziler lanet olsun 😡😡 Herkes bedavadan toprak alalım yatırım yapalım o para değerlenir derdinde ,kimse o toprağı biz değerlendirelim işletelim,ağaç dikelim vs düşünmüyor ,herkeste hazır ,bedavaya konma derdinde,tembel gerizekalılar 😡😡Köyleri bile tarih kokuyor düzenli geniş bahçeli evler.Saat 18 de Pisa ya vardık .Sıcak ve Nemliydi biraz ama evleri çok güzel bahçeli ve güzel çiçekler süsler var .Sadece kulenin oraya gittik .Bir saat değişik değişik pozlar verdikten sonra floransaya gittik.1 saatlik yoldu.Yine yolboyu harika yeşillik ,üzüm vs.Floransa çok çok güzel her türlü ağaç ve fidan çok düzenli bir şekilde,evler çok tatlı ,bahçeli vs tek kelimeyle bayıldım.Düz araziler ve her yer yeşil ,şahane.Hele şehir içine aşık olduk resmen .Her sokağı çok çok canlı bir şehir.Çok ait hissettik kendimizi floransa ya.Şehir içinde güzel bir nehir akıyor .Nehir kenarı boyunca yürüyoruz ve solumuzda michealangelo tepesi şehir manzarasıyla,en sonda şirin evleri ,rengarenk evleri olan köprü.Meydana gittiğimizde devasa bir katedral ,mermerden yapılmış çok sağlam ve şatafatlı,bu kadar büyüğünü daha önce görmemiştik herhalde,hemen yanında Pisa kulesinden daha gösterişli bir kule.Yol boyu bütün Rönesans a katkı veren büyük adamların heykelleri,Galileo ,Da vinci,Michelangelo ,raffeal vs vs 100 lerce heykel ,Davut un heykeli herşey çok şahane ve güzel.Meydanı harika,medicci lerin evi.Şarabı ,peyniri,pizzası,dondurması vs meşhur 😊😊 Dondurma şahane.heryerde sokak sanatçıları ve müzik çok çok güzel herşey.En alakasız sokaklarda bile şahane müzik var 😊😊 Hava serin ve nem yok.İşte yaşanılası bir yer daha.Sokakları ,kaldırımları ,caddeleri vs o kadar temiz ki ve aydınlık ki görmek yaşamak lazım gerçekten.Favorilerimizden.Gece 1 de ayrılmak istemesek de Venedik’e doğru yol aldık. İtalya Venedik Sabah 10 da trenle bineceğimiz yere vardık.Ancak tren kalkış saatlerine önceden bakmadığımız için maalesef 1.30 saat istasyonda bekledik.Venediğe trenle Deniz’in üzerine kurulmuş köprüyle girdik .Küçük bir yer ama bütün sokakları ,evleri,kanalları o kadar birbirine benziyor ki kaybolmamak mümkün değil.Kanallar ve köprüler her yerde .Gondolla kenti dolaştık ve çok güzeldi.Evler rengarenk ,bütün sokaklarda hediyelik çok güzel şeyler ,ucuz maskeler ,elbiseler vs çok güzeller.Yeşillik yol boyu çok var ama Venedik’in içinde ağaç bulmak zordu,evlerin balkonları renkli çiçeklerle süslenmişti.Saraylar,Basilika lar,kanallar,köprüler şehri.Yağmura tutulduk .Hiç bu kadar insan kalabalığı bi yerde görmemiştik,sokaklar çok çok canlı hepsi turist ve sokaklarda dar olunca çarpa çarpa yürüyorduk 😅😅 Ara sokaklarda kaybolduktan ,pizza ve dondurmalarımızı yedikten ,bol bol fotoğraf çekindikten ve hediyeliklerimizi aldıktan sonra 17 de tekrar trenle yola çıktık sonrasında tabi interbus la lubjiana ya doğru 😊😊 Slovenya Lübyana Slovenya’ya varana kadar düz araziler ve yine yeşile doyduk .İlginç olanı ise heryerde üzüm bağı olmasıydı.Çok çok güzel bakımları yapılmış ,düzenli ve dikine uzanıyor.Akşam 20:30 da vardık gezemiyecez derken bir baktık ki küçücük bir yer 😊😊 Ejderha köprüsünden geçtikten sonra meydana geldik.Herşey meydanda zaten katedrali,belediye binası ,heykelleri,kale vs .Döner yedik ama hava soğuktu.Nüfüsu zaten 200000 ve tam bir öğrenci şehri ve sessiz,sakin,temiz.Herkese bedava internet tüm şehirde iyi geldi 😊😊Gördüğümüz herkes öğrenci ve erasmusa gelmiş.Türkiyeden gelen de çok kişi vardı.Şehirden geçen nehir şehre güzel bir hava katmıştı.Gece 12 de tekrar dinlenmeye çekildik 😅😅 Sırbistan Belgrad Hava soğuk ve bulutlu.Arazi düz ve hep Mısır ekilmiş,harika verimli topraklar.Boş alan yok .Bütün Balkan’lar hatta Avrupa da Mısır çok fazla.Her günümüzde olduğu gibi sabah bir tesise girip kahvaltımızı yapıyor ,tuvalet vs ihtiyaçlarımızı bedavaya getiriyoruz ve saat 11 gibi Belgrad a varıyoruz 😊😊 Tuna ve sava nehirlerinin birleşim yerinde ,100 lerce kez el değiştirmiş,çok savaş görmüş,insanları kimseyi sevmiyor onun için diye duyduk ama bize sıcak geldiler.Ana caddede dolaşırken birine tuvaletin yerini sorduk karışık bir yolu yaklaşık 700 mt bizimle yürüyüp gösterdi ve gülümsüyordu çok kibardı.Savaş izlerini bırakmışlar hatırlatmak için.Euro geçmiyor kredi kartı sağolsun😅 Yeşil şehiriçinde diğer Avrupa ülkelerine göre az ama nehir çok güzel yapıyor şehri.Her tarafı yeşillik nehirin.Önce bütün şehri gören kale ye çıkıyoruz.Kalemeydanından nehir ve yeşil manzara süper ve kale içinde hayvanat bahçesi ile park ve yürüyüş alanı var.Evleri eski ve bina.Bisiklet yok ama metro var.Ana cadde de dondurmamızı yiyerek turluyoruz ve yol boyu canlı,alışveriş mağazaları ,restoranlar felan var .İdare eder işte 😜😜Saat 14:30 gibi de Sofya’ya çıkıyoruz. Bulgaristan Sofya Yine yol boyu dağlar tepeler yeşile doymuş,hava yağmurlu,yolu kötü,tek şeritti.Avrupa saatine göre 21 civarı Sofya ya vardık.Saat tekrar 1 saat ileri alınıp Türkiye saatine göre oldu.Son günümüz olduğunu unutmuşuz bu arada.Herkesle kaynaşmış,oyunlar oynanıyor,içki ,çıkolata ,çerezler ısmarlanıyor ,WiFi şifreleri bulununca hemen, bedava tuvalet affedilmiyor ve kız sırası herzamanki gibi çok olduğu için hepimiz bekliyor ve espiriler havada uçuşuyor tabi otobüste her gün olduğu gibi keyifli dakikalar müzik eşliğinde geçiyor ,enler yazılıyor 😂😂👍👍 Sofya da pek birşey yoktu ,bir meydanında katedrali ve pek de canlı olmayan ana caddeainde bi yere gittik.Portakallı Ördek meşhurmuş burda.Gerçekten çok çok güzeldi sosuyla beraber.Hatta Avrupa da Yediğimiz en güzel yemekler arasında ilk 3 e girer 😊😊 Euro geçmiyor ve herşey çok ucuzdu burda.Sırf bu yemek için Sofya’ya gelmeye değdi dedikten sonra bi bakmışız sınır kapımızdayız 🤗🤗

Interbus facebook grubumuza katılmak için tıklayın.

15781625_238624736576781_7252712586139291084_n

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir